16 Ağustos 2008 Cumartesi

bana beni anlatan kadıncık

Gözünden akacak yaşı sakınıp başkalarına omuz uzatırken yeşillerinin ardındaki karanlıkları çaktırmayan. Ama büyüdükçe kendisini dahi umursamadan coşkun şarkılar söylerken, ibadet edercesine raks ederken, o tehlikeli cumbaya adım attığı andan itibaren ruhunu askıda bırakarak, sapasağlam bir Hamlet, kimi zaman Neon, en haz alarak da beş parmaklı oğlum Bozon olurken hiçbir işe yaramadığını savunup farkına varmadan bizim gözümüzü alan.

Durmak zorunda kalıyorum çoğu zaman. Susmak, gözlerimi kapatmak zorunda kalıyorum. Bir adamcık diye başlayan yazılarına gülüyorum. Yazılarına bir şekilde beni sıkıştırıp, hayatında kocaman bir yer işgal ettiğimi görmek hoşuma gidiyor. Çok az insanın hayatında yer işgal ediyorum. Çok güçlüyüm O'nun için. Sapasağlam durabiliyorum çoğu zaman karşısında. Yakasından tutup havaya çıkarabiliyorum. Beden veriyorum hayallerine. Ben bunu çok iyi yaparım. Çok iyi bir merhemimdir yaraya. Çünkü çoğu zaman unutuyorum kendimi. Farkedemiyorum, aynaya bakamıyorum. Ruhumu kaybediyorum çoğu zaman. O kadar çok şey düşünmek zorunda kalıyor ve o kadar az konuşuyorum ki. Birikiyor içimde. Benim aşklarım bitmez bu yüzden. Birikir. Canımı acıtan herşey bir iz bırakır içimde. Unutmam. Zaman bilmem ben. Gün geçer ben izlerim.
Başkalarının dertlerini, yaralarını, acılarını gördüğüm ve bildiğim için susarım. Gülerim ben hep. Birşeyler beni gülmek zorunda bırakır. Hayat ne kadar göt göt baksa da bana. Asılmıyor yüzüm. Kendini bilmeden, hiç ama hiç farketmeden gülerim öyle. Ağlanacak halime belki.

Kimselerin girmesine, zarar vermesine izin vermediği; gün ışığının bile kendi izin verdiği sürece aydınlatabildiği kalesinde kendi açtığı yaraları kendi kanatan ve hatta kendisi yalayan..Savaşlarını sakınan, kimseyi ortak etmeyen.

Kalabalık etrafım. Her köşe başında aşina bir yüz vardır muhakkak. Konuşmam ama hiç biriyle.
Birsürü söz çıkar ağzımdan ama konuşmam. Derdime ortak etmem kimseye. Sorumluluk yüklemem kimsenin omuzuna. En değerli şeydir benim yaram. Benimdir ve bende kalacaktır. Ortak olamaz hiç kimse. Çünkü anlamaz. Ya da ben anlatamam.
Günler geçerken kulağımda sevdiğim şarkılar var şu sıra. Eskiden dinlediğim şarkılar. Uzun bir zamandır duymadığım melodiler.
Ondine bilir beni. Yazar sıksık. Mutluluğum mutluluğudur çoğu zaman. Mutluluğu mutluluğum.
Dolanıyorum dünyada. Sokaklarda arıyorum hayatı. Etrafımda söylenenin aksine yine de soruyorum kendi kendime."Bir ihtimal daha var. O da sevmek mi dersin?" Çocuğum belki hala. Ondine'nin söylediğinin aksine henüz bir adamcık bile değilim. Hala sevebiliyorum. Hala inanıyorum insanlara. Hala görüyorum yaraları. Hala dokunmuyorum onlara. Kanatmıyorum.
Dinliyorum hala kendimi. Şarkılar söylüyorum. Dans ediyorum durmadan. Biriktiriyorum hayatımı anbean. Dinliyorum.. Dinliyorum... Dinliyorum. Anlamayı başarıyorum. Hala sevgiyi arıyorum. Gerçekten anlatmayı bekliyorum. Söyleyeceğim bir gün. Şimdilik dinliyorum.
Kocaman kocaman adamların, kadınların hayatımı zorlaştırmasına izin veriyorum. Bir insanın iki dudağına bırakıyorum hayatımı. Saflığımı yaşıyorum hala. Bir bozon olamadan, iago'yu dinliyorum. Ateşler içinde yanmak için. Sonsuza kadar triofon çalabilmek için. Cennetin anahtarını reddedeli uzun zaman oldu. Cehennemin peşine koşuyorum. Yanıyorum. Yandıkça büyüyorum. Seviyorum... Bir zaman daha.

2 yorum:

gay_yor dedi ki...

azbuçuk sarhoşum delirdim mi ne bir tiyatro sahnesindeymişcesine okudum yazıyı..tiyatroyada merak saldım şimdi beceririm ben bu işi..
:)
sevgiyle kal..

ondine dedi ki...

hep varmışsın ve hiç gitmeyecekmişsin gibi. kızamadığım kadar kusursuz. nolursa olsun sen kal. hep kal. sandığından daha fazla!