30 Temmuz 2008 Çarşamba

Anlıyorum

Anlıyorum dedim O'na. Anlıyorum O'nu. Çok fazla. Bu yüzden kırılmıyorum veya kızmıyorum hiç. Öyle bir lüksüm yok bu defa. Hani demiştim ya "bu sefer başka" diye. Bu sefer başka. İlk defa anlıyorum, hem de çok iyi. Kafamda beliren harelerin sorumluluğunu sırtlanıp bu kadar kolay gidebiliyorum böylece. Hepsinin yükünü taşıyorum kendi kendime. O'na da dedim; bu benim meselem diye. Ufacık bir kısmını dahi vermiyorum O'na. O'nun bir yük daha taşıyacak gücü yok şimdi. Çünkü anlıyorum O'nu. Bu kadar kolay gidebiliyorum bu kez. Gözüm hiç arkada kalmadan. Kızmadan, kırılmadan.
Kafamı toplayıp önce kendimi inandırıyorum herşeye. Tek bir şey düşünüyorum... düşünüyorum. İşin içinden çıkarım bir gün. Kendi hesabıma. O'nun adına anlayabileceğim veya merak ettiğim birşey yok çünkü. Tanıyorum artık O'nu. Bir sorum yok.
Avucumu kapıyorum sımsıkı. Kaçıp gitmesin diye. Çünkü avucumdadır ve kahramanımdır. Hep öyle kalacaktır. Umarım ben de anlatmışımdır derdimi. Konuşmayacağım çünkü bundan sonra... Bu konu kapandı dedim. Önce kendime. Bu kadar kolay -veya zor- olmasının sebebidir O'nu anlamam. Özür yok. Eğer bir özür gerekiyorsa bu meseleye nokta babında, hayat O'ndan özür dilesin... Benden de...

29 Temmuz 2008 Salı

Dün Gece Bir Rüya Gördüm



Rüyaydı. İnandım. Öyle olması gerekiyordu. Yoksa bakamam artık aynaya. Dans edemem.
Rüyaydı.
Gün ortasında hiç bu kadar karanlık, yaz ortasında hiç bu kadar soğuk değildi İstanbul.
Rüyaydı. İnanmazsam giderim.
Hiç bir yabancı bu kadar korkutmadı beni.
Tiksinmedim kendimden hiç bu kadar.
Dokunmadı dedim.
Rüyaydı. İnanmasam kaçmazdım.
Ağladım, kaçtım. Kaçarken ağladım.
Ama rüyaydı. Buna eminim. Yoksa bakamam bir daha aynaya.
Diyemem; benim bedenimle buyum, ruhumla da.
Kaçtım.
İnanmasam kaçmazdım... Rüyaydı.
Ağladım.
Ağladım.
Ağladım.
Ama rüyaydı...

28 Temmuz 2008 Pazartesi

dans edelim



Az düşünüp, az durup çok gezinmek. Kulağıma hoş geliyor. Denemekten zarar gelmez.

Çok sıkıldım çünkü böyle.

Biraz dans edelim.

Küfür edelim.
Kirlenelim biraz
Konuşmayalım, susalım.

Ama durmayalım.

Şansımı kullandım sonuna kadar...

Daha az düşünüp, daha çok uyumak güzel. Bunun adı gecelik. Denemekten zarar gelmez.

27 Temmuz 2008 Pazar

dilimde nazan öncel şarkıları



"Sana hiç kırılmamış hayaller getirmiştim, ellerimle çizdiğim bir resimle gelmiştim..."

Yokum biraz... Gelirim bir ara.

Hoş kalın.


"ilk yangını hatırlıyor musun miska? sen bir türlü alışamadın bu is kokusuna."

23 Temmuz 2008 Çarşamba

sana bir resim çizemem

Tertemiz yaşamak değil niyetim. Hem tertemiz yaşamak nedir ki? Duvarları beyaza boyamak mı? Tertemiz olmak istemedim hiç. Lekesizse ellerim, etkisiz eleman oluşumdandır. Temizliğimden değil. Kimsenin canını acıtmak istemedim mesela. Kimsenin uykusuzluğu olmadım. Kimseyi ağlatmadım. Bunu isteyerek yapmadım. İstemediğim için de yapmadım. Bu böyle. Ben böyleyim. Etkisizim yani. Kimseyi etkilemeye çalışmadım çünkü. Düşünmedim hiç birini veya birilerini etkilemeyi. Etkim altında bırakmayı. Aşık edemedim kimseyi kendime. Bunu yolunu da düşünmedim hiç. Kirlenmedim daha önce. Kirlenecek kadar akıllı olamadım çünkü. Benim olsun istedim. Bana söylendiğine inandım bazen. Öyle olmadığını anlamam için fazla zaman gerekmedi çoğu zaman.
Tertemiz değilim ki ben. Lekeli aşklarım var çok fazla. Rengarenk boyadığım tablolarım var. Bir tek beyazdan yoksun bıraktım onları. Kullanmadım hiç. Ama herkes bembeyaz gördü durdu. Belki de o yüzden bir anlam yükleyemedi. Belki o yüzden etkilenmedi bu resimden. Hokka gibi bir burnum yok benim. Güzel ayaklarım, karizmatik bakışlarım, selvi gibi boyum da yok. Çizdiğim resimlerde ben bedenimle buyum dedim hep. Ruhumla da. Anlayamadı kimse. Belki ben anlatamadım. Anlatmanın yolunu bilemedim belki. Uzak durdum hep. İçimde bitinceye kadar bekledim. Hiç ayrılmadı aşık olduğum benden. Çünkü aşık olduğum hiç benim olmadı. Bu yüzden kutsal aşklar yaşadım. Bu sebeptendir ki şarkılar söyledim yol boyu. Ama hiç temiz kalmadım ben. Temiz kalmanın yollarını düşünmedim. Kimsenin canını acıtmadım veya kimsenin uykusuzluğu olmadım.
Kirli bu şehir. Bu yollar, evler, insanlar kirli. Temizliğin değeri yok hiç gözümde. Can acıtmaz çünkü temizlik. Kirdir akılda kalan. Lekesiz etkisizdir. Bu yüzden hiç temiz kalmak istemedim. Kirlenemedim de. Kirlenmeye yetmedi aklım. Ağlatamadım kimseyi. O kadar çalıştıramadım kafamı. Temizlikle iyilik arasında gezinirken, salaklıkla saflık arasında durakladım hep. Bir bardak su içtim. Beyaz değil benim resmim. Anlatamadım. Bir yolunu bulamadım. Ağlatmadım kimseyi.
Çünkü diyebiliyordum çoğu zaman; ben bedenimle buyum, ruhumla da.