30 Kasım 2008 Pazar

deneme bir ki üç

Lanet olsun bu çalar saatlere. Kim bulduysa,kim sattıysa...Hepsine bin kez, yüzbin kez lanet olsun. Bu kadar sinirlenecek ne mi var? Her sabah ilk sesini duyduğunuz şey bir zangırdıysa ona en büyük lanetleri saymaya hakkınız var demektir. Bu bir kuraldır. Öyle olmalıdır.
Bu şehirde ilk kadınlar uyanır. Çalışsın,çalışmasın,genç olsun,bunasın. İlk kadınlar uyanır şehr-i istanbul'da. Şehr- i kadında. Ve en çok kadınlar lanet eder, şu lanet olası çalar saatlere. Çalmaz olasıcalara. Hele yalnız yaşıyorsan ve şehre karışana kadar duyduğun tüm ses bu zırıltıysa katil bile olabilirsin çok kolay. Tüm kadınlar lanet eder çalar saatlere her sabah, ve bu şehir bir lanetle başlar güne. Uykunun en güzel yerinde,en sevdiğin diziye giren reklam gibidir çalar saat. Ve çalar saatlere,her sabah bu şehrin kadınları lanet eder...Esma'da..
Yataktan fırlamasıyla, giyinmesi arasındaki farkı kendisi bile anlayamadı. Anlayamadı ki bir durdu baktı şöyle. Kendi hızı, kendisini bile şaşkına çevirmişti bu sabah. Gün geçtikçe daha hızlı, daha hızlıydı Esma..Hızlı giyinir, hızlı yer, hızlı okurdu. Ve tabi hızlı yürürdü. Ama hızlı yürümesi pek ona has bir huy değildi bu şehirde. Zira bu şehrin kuralıdır...Hızlı yürür bu şehirde kadınlar.Yetişmek için değil,kaçmak için. Alelade bir kot pantlonun üzerine, en az onun kadar sıradan gömleğini giyerken girdi mutfağa. Kahvesini koyarken,sigarasını yaktı. Renksiz suratlı kadınlardandır Esma... Teninin renginden başka renk gören azdır yüzünde. Ruj,allık,rimel,oje... Hiç bilmediği bir filmin hiç bilmediği karakterleridir. Pek uzun olmayan saçlarını eliyle şöyle bir iterek, bir bakış attı salondaki aynaya. Kahvesini yudumlarken ayakkabılarını giydi, hızlı hızlı. Daha bitirmeden kahveyi açtı kapıyı. Son bir yudum alıp bıraktı fincanı portmantonun üzerine, diğer fincanların yanına... Haftaiçi kahve fincanlarını buraya bırakır Esma. Hafta sonu da alır hepsini. Sayılarına bakarak günü anlar... Dördüncü fincanı bırakıyordu ve bu gün Perşembe'ydi. Sabah ayazı adım adım geziyor yollarda, apartmandan çıkar çıkmaz şakağında hissetti soğuğu. Bir ürperdi,bir kasıldı. Ayak bileklerindeki karıncalanma hatırlatıyordu ona mevsimi. Bir kez daha uyandı sokakta. Çalar saat olmadan. Uyanır uyanmaz atladı arabasına, kulağına gelen ses; Slayer den Seasons in the abayss...


" Kapa gözlerini ve unut ismini

Kendi dışına çık bırak düşüncelerin patlasın
Sen çıldırırken...çıldırırken "

Devam Eder.

4 yorum:

pRncfRn dedi ki...

Hala mı isyan yahu? Hırpalamaya devam mı ediyorsun kendini sürekli yoksa sadece yazılarında mı?

Oly Art dedi ki...

Yok hayır hikaye bu :)

can dedi ki...

ayrıntıları seviyorum ondan bu hikayeyede bayıldım ehyehe :)

me&myself dedi ki...

Esma`ya aşık oldum.. isyan degil bu,gerçek..