26 Kasım 2008 Çarşamba

Düş

Bir oğlum olacak. Adı da hazır; Mehmet Alkım. İnandığım çok az şeyden biri bu.. bir oğlum olacak. Hem de ben çok büyümemişken, hala birbirimizi büyütecek şansımız varken. Bir oğlum olacak.
Gördüğüm, duyduğum, hissettiğim tüm iğrençliklerden uzak büyüyecek. Her gün biraz daha büyüyecek. Kocaman bir adam olacak sonra. O zaman ben çoktan büyümüş olacağım..
Bir ev var hayalimde. İçinde olduğumuz, dışarıya çıkmak istemediğimiz. Hep birlikte kalmak istediğimiz bir ev. Bir de kendime ait bir oda. Herşeyi içinde biriktirdiğim bir oda. Biriktirmiş olduğum herşeyi sakladığım, sakındığım bir oda. Hazine dairesi gibi.. Kıymete değer iyi, kötü herşeyin birikmiş ve birikmekte olduğu bir oda. Mehmet Alkım'ın da bilmediği bir oda. O büyürken ben de büyüyeceğim. O geldiğinde ben henüz büyümemiş olacağım...
Bazen kusuyorum.. Herkes midemi bulandırıyor.. Ardıma bakmadan kaçıyorum.. Sevdiğim şarkıları dinliyorum kaçtığım yerde, gözlerimi kapatıyorum.. Sonra düşler kuruyorum. En masumundan..
Biliyorum bir sabah uyanacağım hiç bilmediğim bir şehirde, yanımda oğlumla.. Her gece tekrar kapatacağız gözlerimizi karanlığa.. Sonu güzel biten masallar anlatacağım ona. Geleceğine öyle eminim ki...

fotograf: kaan bebek ve ben

25 Kasım 2008 Salı

The Stars are Closer Tonight

Yaklaşık bir haftadır evime gitmiyorum. Okulun hemen yanında oturan bir arkadaşımda kalıyorum günlerdir. Vizelere çalışıyoruz, not çıkarıyoruz, provalar alıyoruz, metinler yazıyoruz.. Kafam kocaman oldu artık.. Ama çalışmaktan değil, insanlardan. Herkeste gereksiz bir yılanlık. Herkes herkesi sokuyor hiç acımadan. Uzaktan izliyorum öyle. Ve öğreniyorum ki bana göre değilmiş abicim. Ben bu insanların içinde bulunduğu hiç birşey yapmak istemiyorum. Bu ülkede kalmak istemiyorum. Birbirlerine oynadıkları küçük oyunlara anlam vermeye çalışmak istemiyorum. Ben bu insanları da istemiyorum. Bu okulu da istemiyorum. Öyle yoruldum ki şu bir hafta içinde. Fena halde de sıkıldım. Yarın sahne sınavı var. Koskoca bir yeteeer deyip evime kaçtım. Kendimle kalmak istiyorum. Okulda birbirine yardım etmeye çalışan, ama içten içe birbirlerinin kuyusunu kazan insanlarla aynı havayı solumak istemiyorum. Bu gereksiz kavganın şahidi dahi olmak istemiyorum. Bana göre değilmiş. Bunu bir kez de bu hafta anladım. Tam anlamıyla anladım. Öğrendim yani.
Herkes en iyisini biliyor, herkes en iyisini görüyor, herkes en iyisini düşünüyor. Herkes herkesten nefret ediyor. Kimsenin kimseye sıfır çıkarla, en ilkel haliyle yaklaştığı olmadı henüz. Ya da ben görmedim. Kimseye inanmıyorum. Güvenmiyorum da. Kimseyle konuşmadım bu hafta ortamın götüydüm fena halde. Herkesi tersledim, ona buna patladım. "haddini bildirdim" birçok kişinin. İyi geldi. Ama henüz geçmedi. İçimde büyütmeye başladığım bu kinin benden biraz daha uzaklaşması için birkaç kişinin daha suratına kusmam lazım.. Birkaç kişiye daha haddini bildirmem lazım. Yoksa rahat edemeyeceğim biliyorum kendimi..
Bugün eve kaçtım. İki yüzlü, egosu beyninden büyük insanlardan kaçtım.. Kelimenin tam anlamıyla kaçtım. Bu gece bir huzur olacak bende. Kendimle kalacağım. Yarın sabah sahnenin kapısında sırasının gelmesini bekleyen sınıf arkadaşlarımın yüzündeki iğrençliğe daha bir hazır olacağım.. Bu gece kafam rahat olacak. Çalışacağım bol bol.
Hepsi değil tabii, çok sevdiğim çok değer verdiğim insanlar var. Ama onların da başkalarının oyuncağı olmasına sinir oluyorum. Galiba bu ara herşeye sinir oluyorum. Öyle bir kaosun içine düşmüşüm ki farkında olmadan, ne yapsam diye soruyorum. Çok soruyorum.
Bu gece evimde olmaktan mutluyum. Uzun zaman sonra evde olmaktan mutluyum.
Alkım'ı öyle özledim ki. Bugün doğumgünü. Koşam koşsam üstüne atlasam, herşeyi unutsam. Öyle özledim ki anlatamam. Yok hayır anlatırım. Anlatacağım birkaç gün sonra. Hayattaki en büyük değerim olan bu "garip" adamı.

28 Aralık günü Galata'da sokaklarda flamenco yapıyoruz. Hem de çıplak ayaklarla. Modern dansla birşeyler saçmaladık. Bakalım neler çıkacak ortaya... Kaldırımlar arnavut bizim ayaklarımız çıplak olabilir. Zaten bizim "Ayaklarımız Kaşınıyor"

İyi gelecek o gösteri bana. Bir de Alkım tabi.
Öyle sıkıldım öyle bunaldım öyle yoruldum ki.. Koşsam koşsam atlasam pencereden...

23 Kasım 2008 Pazar

Huyum Kurusun

Prncfrn tarafından mimlenmek

1- Tamam demem, peki derim. Herkes de bilir bunu.
2- Bazen öksürdüğümde insanlar hapşuruyorum sanar ve çok yaşa derler :)
3- Önemli bir görüşmeye gidiyorsam iç çamaşırı giymem. onun dışında hiç atlet giymedim, giymem de. Giyeni de sevmem.
4- Hayatımda hiç kemer takmadım.
5- Kivi, ciğer, kızarmış tavuk, meyveli pasta, kokoreç ve daha hatırlamadığım bir çok şey yemem.
6- Asprin dahil bütün ilaçlara alerjim var. Tofranil hariç. alerjimin olmadığı tek ilacın bir antidepresan olmadı da ilginç :)
7- Bir tiyatro öğrencisi olarak tiyatro adına hiç bir kitabı okumaktan keyif almam. Buna oyunlar da dahil. Hatta Cehov'dan nefret ederim :)
8-Loş ışık dahil asla karanlıkta yemek yiyemem. Sessizlikte ve ışıkta uyuyamam.
9- Sahne sanatlarıyla uğraşan insanlarla anlaşamam. Sevmem de.
10- Özenle düzenlenmiş, derli toplu evlerde fena halde rahatsız olurum.
11- Asla telefonumu duymam.
12- Ortalama iki ayda bir traş olurum.
13- Çok sevdiğim arkadaşlarımı birbirileriyle tanıştırmam. Bana en yakın olan üç insan hiç bir araya gelmemiştir. Birbirleri hakkında herşeyi bilirler ama hiç karşılaştırmam. Kıskanırım.
14- Saçma sapan uyku alışkanlıklarım vardır. Mesela sabah dokuzda evden çıkmam gerekiyor ve saat beş olmuş ve ben hala uyumamışsam, uyumam. Hiç uyumadan çıkarım evden. Sonra tüm gün keşke birkaç saat uyusaydım derim.
15- İlk kez karşılaştığım biri bana canım derse bozulurum. Gelemem canıma cicime.
16- Kahvaltı yapmam.
17- Bilmediğim şeyi yemem, bilmediğim mekana gitmem.
18- Çok sevdiğim yazar, oyuncu, şarkıcı hakkında herşeyi bilirim. Okuduğu okullardan sevdiği filmlere kadar. Acaip bir ajana dönüşebilirim. Merak ettiğim insanın hakkında herşeyi bilirim. Bilmeliyim de.
19- Kimsenin adını aklımda tutamam.
20- Aileme karşı özlem, merak duygum çok az gelişmiştir. Annem on gün aramasın aramam. Unuturum.
21- Onun dışında hiçbirşeyi unutmam fil gibi bir hafızam vardır. Telefonumda kayıtlı tüm numaraların en az birkaç sayısını bilirim. Birçoğu da tamamen ezberimdedir.
22- Evden acil çıktığımda üzerimde ne olduğunu asla farketmem. Çocukken daha beterdir bu. Baharda servisi beklerken kapıda geyik yapardık ve ben çoğu zaman terlikli olurdum servis gelmeden giyerdim ayakkabımı. Birkaç kez unutup okula öyle gitmiştim.
Kafamda onlarca şey var. Malum sınavlar. Aklıma bunlar geldi =)
ondine karısı seni de mimledim ayrıca

20 Kasım 2008 Perşembe

Vize

17 Kasım 2008 Pazartesi

A. A. ?!?!

Bu akşam tüm haber bültenlerinde aynı haber; A. A. isimli dizi oyuncusu(!) geçen yaz gittiği büyükada tatilinde onyedi yaşında bir inşaat işçisi tarafından önce darp edilip sonra da tecavüze uğradı. İsmi açıklanmayan çok ünlü dizi oyuncusunun maduriyetini içler acısı buluyor pek değerli türk medyası. Ve ismini de açıklamıyor. Biz salağız ya bilemeyiz. Yer aldığı hemen her projeden bir görüntü yayınla ve buzla sonra. Biz asla anlamayız. Gerizekalı bir millet olduğumuz için.
Akasya Asıltürkmen tecavüze uğradı. Akasya Asıltürkmen bastırılmış duygularına engel olacak iradye sahip olamayan bir toplumun yine aynı eksiklikten müzdarip bir ferdinin adice saldırısına uğradı. Akasya Asıltürkmen başarılı bir oyuncu.. Sayısız tiyatro oyununda başrol oynamasının yanı sıra bir çok sinema filminde başarılı performanslar sergiledi.
Akasya Asıltürkmen tecavüzü kabul etmiyor fakat yapılan araştırmada tecavüz olayı gerçeklik kazandı. Türk basını sanatçının yerle bir olan psikolojisini hiçe sayarak, bir de üstüne dalga geçer gibi buzlu görüntülerle A. A. dedi. Bir de dizi oyuncusu...
Değerli oyuncuya geçmiş olsun diyorum. Ama yaşadığı talihsiz ve dünyanın her yerinde her kadının başına gelebilecek bu olaydan daha çok, böyle bir ülkede, böyle insanlarla, böyle insanların basınıyla işini yapmaya çalıştığı için.
Umarım hayatında ve mesleğinde açılan bu adice yara en yakın zamanda dostlarının ve sevenlerinin desteğiyle sarılır.. Eminim ki yakın bir zamanda yurtdışına gidecektir. Hatta belki bir daha hiç gelmeyecektir... Biz de böylesine yetenekli bir oyuncuyu sahnede, beyazperdede izlemekten mahrum kalacağız.