3 Kasım 2008 Pazartesi

adı dua olan sevgilim

yedi rekat günah kıldım bedeninde
dizlerinde yedi zikir secdeye vardım
ihmalin uzak meleğine teninde aldandım
yapayalnızdım kendi kalabalığım içinde
tarih kadar yalnız
aşka aşina acıya unutkandım

er yüzlerde tavaf ettim bunca yıl kalp evini
kırk yemin kurtulmuştur sanırken içimin pınarlarını
inanmadığım allah’a
senin yüzünden inandım
adı dua olan sevgilim
yandım yandım yandım

sessizliğe borcum var birkaç kelime
sessizliğe borcum var birkaç feryat
sessizliğe borcum var birkaç çığlık
sustum yıllarca sustum kan içinde

ödeyemedim borcumu onca şiirle
adı dua olan sevgilim
yandı ruhumun gömleği
yedi deryalar içinde
aştım aştım aştım

aslında sen yoktun
yalnızca bir duayı sevdim ben
varlığın yalanımdı
aşktım aşktın aşktı
geçti gitti hepsi
geçti gitti işte
dudaklarım kilitli
yasin yasin yasin

çok şükür ölmeden
son duamı ettim ben
allah beni terk etti
kendi dağımı kazdım defterime
gün geldi buradan da gittim

m. mungan

2 Kasım 2008 Pazar

Cinsellik Açık Bir Kapı


gereksiz olmuş selam vermek artık şehr-i boğaziçi’nde
pusulası şaşmış kızlar aşık olmuş tanımadan birbirlerine
insanlar istif taksilere dolmuş cumartesi eğlencesinde
kalpler vuruyor, hep kulaklar tıkalı tarihin en eski sesine

cinsellik açık bir kapı, biri onu artık kapatmalı
iyi olan her şey gibi, bu da artık çok fazla kurcalanmamalı
cinsellik açık bir kapı, biri onu artık kapatmalı
güzel olan her şey gibi, bu da artık çok fazla kurcalanmamalı

hangi gönül kimde belli değil artık şu ihtiras eğlencesinde
kırılan kalplere amatör deniyormuş, kızlar usta olmak peşinde
yıllarca sürmüş ilişkiler artık yok olmanın arifesinde
sevgisizlik artık almış da yürümüş, sonumuz boğaz köprüsü’nde

cinsellik açık bir kapı, biri onu artık kapatmalı
iyi olan her şey gibi, bu da artık çok fazla kurcalanmamalı

1 Kasım 2008 Cumartesi

hem karnım doysun hem pastam dursun

Sigara içmekten ciğerlerim helak oldu günlerdir. Sıkıntıdan diyorum kendime, anneme de. Günlerdir hiç çıkmadım evden. Hastaydım... İyileştim sayılır. Üzerimde nedenini bilmediğim ve hiç bilemeyeceğim bir durgunluk var.. İçimdeki sıkıntıyı büyüttükçe kendim küçülüyorum. Hiç bir şey yapmak istemiyorum.. Ama çok şey olsun istiyorum.. Dolanıyorum evde. Saçmalıyorum bolca. Evden çıkmadığım şu üç beş gün delilik raporum adeta.. Alkım'ı özlüyorum... Çok kişiyi özlüyorum. Birçok insanın yokuluğunu hissediyorum. Sigara içiyorum. Konuşasım yok hiç. Yetiştirmem gereken işler var, yapmıyorum. "Hadi gelsene!" diye arayanlar oluyor, bahaneler uyduruyorum. Çıkmak istemiyorum evden. Kendimi cezalandırıyorum. Kafam karmakarışık. Nerden bakacağımı bilmediğim bir mesele var içimde. Ne olduğunu da bilmediğim. Bir yandan birileri benle ilgilensin istiyorum, bir yandan kimseye yanaşasım yok. Hele yeni insanlar tanımak, asla! Artı bir istemiyorum artık hayatımda. Sonu ünlemle biten cümleler kuruyorum. Kendi kendimi kandırıyorum... Bir şeylere inanmam lazım. Beni kandırması lazım birilerinin. Sanırım daha önce hep böyle ayakta durdum. Şimdi günlerdir evdeyken, birilerinin beni kandırma şansı yokken, kendi kendimleyken zorlanıyorum bu kadar. Kendime bu kadar salt bakmam korkuttu belki de beni. Hatta belki benim bütün sorunum bu; korkmam. En çok kendimden korkmam, asla inanamam kendime. Oysa her boku bildiğini sanan bir yeni yetme var içimde. Hiçbir şeyi ve kimse beğenmeyen, herşeyde bir hata bulan... Kendi kendimeyken sadece kendi hatalarımı görmem ezdi galiba beni. Şu ana kadar kimseyi ezememiş olan ben, kendimi ezdim hiç acımadan. Nefret ettim herkesten. Haber programlarından, dizilerden, filmlerden kitaplardan.. İnsanlardan. Bunların hepsiyle birlikte yaşayan kendimden. Acaba düşündüklerim ne kadar doğru veya hissettiklerim. Acaba doğru bir meslek mi seçmiştim. Bilmiyorum. Sonuç hep bu. Hiçbir şey bilmiyorum. Ama her boku bildiğimi sanıyorum. Hayat böyle değil, evde oturup korkmakla geçmez elbet.. Dışarısının pisliğinden kaçarak olmaz. Pisliğe bulaşmadan olmaz. Hiçbir şeyi beceremez, hiçbir şeyi başaramaz hissediyorum kendimi. Hiçbir işe yaramazım fena halde. Kendime bile yararım yok.. Şüphelerle büyüyorum. Kendim hariç herkese inanıyorum.. Ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin diyorum kendime. Önce deveyi sonra diyarı halletmeliyim.. Büyümeliyim. Pişmeliyim.. Çok pişmeliyim.
Hiç böyle birşey yazmak istemedim. Aslında yazmak da istemedim hiç. Yazmamayı öğrenmeliyim. Belki artık yazmamalıyım. Galiba bunu da beceremedim..
Gitmeliyim.

30 Ekim 2008 Perşembe


Hayırlı olsun :)

Grip

yilda en az bi kere gelen, geldi mi gitmeyen, zaten birine gelince, arkadas, anne, abi, taksici, satici.. herkese gelen, insani herseyden nefret ettiren, beyninin calismasini bile engelleyen, bogaz agrisi, ates, kiriklik, burun akintisini bunyesinde barindiran bela.

kaynak: eksisözlük.